22 Ağustos 2010 Pazar

GEL N'OLUR RÜYALARIMIZA

Kapatıyorum gözlerimi ve seni düşünüyorum.
Aklıma ilk öksüz oluşun geliyor efendim.
İçimden babama bir kezde senin için sarılmak geliyor...

Herşey daha küçüçcükken senin için,
Bir şehadet parmağına inen yağmurlar geliyor.
Herşey senin nuruna yaratılmışken,
Senin bizim için ağladığın geceler geliyor aklıma, gözlerim doluyor.

EFENDİM!
Doğduğun geceye gökyüzünde yıldız olmak isterdim.
Miraç'ta bindiğin Burak,
Hira nur dağında bastığın toprak olmak isterdim yalın ayak.

Biz en çok seni özlüyoruz buralarda.
En çok sen ol istiyoruz yanımızda.
Her gece seni görmek için kapıyoruz gözlerimizi.
Ve ölüm, bizi sana kavuştursun istiyoruz.

YÜREĞİMİZİ YEMYEŞİL KIYAFETLERLE BOYAMIŞ,
HİÇ EKSİLMEYEN BİR ÖZLEMLESENİ BEKLİYORUZ.,

Sensizken buralarda öksüzüz biz.
Yorgunuz, yorulmuşuz, korkuyoruz Sultanım.
İçimiz hep sensizlik türküsü söylüyor.
Bitsin artık bu hasret EFENDİM.
Gel, Gel ne olur rüyalarımıza.

Sende neyi söylesek eksik, Neyi anlatsak kıfayetsiz.
Ne kadar, ne kadar anlatsak az.

Toplandığı zaman tüm alem mahşerde,
Peygamberler bile şefaatini beklerken,
Yüzünü çevirme bizden ne olur Sultanım.

Veysel karani gibi yollarına düşseydik,
Cemaline olmasada hırkana yüzler sürseydik.

EFENDİM!
Ümmü mektun gibi gönül gözüyle bakıyoruz sana.
Bu hasret kavurur bizi, Gel ne olur rüyalarımıza,
Suçluyuz, günahkarız...

Biz bir Ömer değiliz, Ya da bir Hamza,
Ebubekrin sıddıklığı kadar olmasada,
Tüm varlığımızzla iman ederiz biz sana,
Ne olur özletme bizi.
Bir damla gözyaşının hatırına,
Gel, Gel ne olur rüyalarımıza.

EFENDİM!
Saadet asrından olaydım da, kapında kölen olaydım.
Bilal olup ezanı ben okuyaydım.
Muhammed Resulullah (s.a.v.) derken, herkesi ağlataydım.

Uhut'ta olaydım da Hamza yerine ben vurulaydım.
Hasan'la Hüseyin olup, omuzunda oynayaydım.
Bedir'de sancaktarın, Taif'ta taşlanan yüzüne kalkan...

EFENDİM!
Gel, Gel ne olur rüyalarımıza,
Gel ne olur, ne olur gel.

Hiç yorum yok: